Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Özdemir
Bayraktar, ülke için pilotsuz uçaklar üretmeye karar verdiğinde, ABD'de University
of Pennsylvania'da insansız uçaklar üzerine master, Massachusetts Institute of
Technology'de (MIT) robotik kontrol sistemleri konusunda doktora yapan ortanca
oğlu Selçuk'un Türkiye'ye dönmesini bekledi. Işık Lisesi mezunu, ODTÜ Endüstri
mühendisi 31 yaşındaki Haluk Bayraktar ise Columbia Üniversitesi'nde yüksek
lisansını tamamlamış ve doktoraya başlamıştı. Ailenin en küçük oğlu Ahmet
Bayraktar ise Işık Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun olmuştu. Yani ekip
hazırdı...
1981'de Özdemir Bayraktar tarafından kurulan bu aile şirketi kısaca
Bayraktar kardeşleri simgeleyen kısaltma adıyla "Baykar" olarak hayata geçti. Otomotiv
sanayine hizmet amacıyla kurulan şirket, baba Özdemir'in havacılık sevgisi-merakı,
ülkenin ihtiyacı ve çocuklarının aldığı eğitimlerle paralel, yepyeni bir yöne
doğru yola çıktı.
Geleceğin teknolojisi Bayraktar ailesinin çalışmalarında, mutlu
sona ulaşırken Işık Üniversitesi ve Işık Liseli iki isminde başrolde olduğu bu
başarı hikayesinde aile adına sorularımıza yanıtlayan iki Işıklı'ya Haluk ve
Ahmet Bayraktar'a da teşekkür ediyoruz.
Öncelikle
Bayraktar fikri ve projesi nasıl gelişti, Bayraktar ailesinin dört erkeğini
aynı projede buluşturan heyecan yada duygu neydi?
C:
Haluk Bayraktar: Baykar Makina Özdemir Bayraktar
tarafından 1981 yılında Otomotiv Sanayi'ne hizmet amaçlı kurulmuş bir firmadır.
"Hava araçlarına ve havacılığa meraklı bir aile yapımız var. Babamız
amatör uçak pilotu, çocukluk yıllarımızda bu anlamda kısa uçuş tecrübeleri
yaşamakla birlikte radyo kumandalı model uçak hobileri ile uğraşırdık. Daha
çocuk yaşlarda iken babamızın yanında oturur, onun hobi olarak farklı farklı
uçak projelerinin çizimini yaparken izlerdik. Yıllar sonra ailenin tüm
fertlerinin üniversite eğitimini tamamlaması sonrasında özellikle ortanca
kardeşimiz olan Selçuk Bayraktar'ın Amerika Birleşik Devletleri tarafından
burslu olarak master eğitimini yürüttüğü esnada Amerikan Piyade üssü olan Fort
Bening'de dünyada ilk kez ufak uçaklarla otomatik formasyon uçuşunu
gerçekleştirmesi, bizim bu alanda ülkemizde, bu teknolojinin geliştirilmesine
yönelik adım atmamızı sağladı.
Havacılık bugün dünyada
en son teknolojilerin kullanıldığı bir alan, aynı zamanda çok titiz, hassas ve
yoğun tempoda çalışma gerektiriyor. Havacılık tarihine de baktığımızda ilk
uçağı keşfeden Wright kardeşler veya ilk balonu keşfeden Montgolfier kardeşler
vb. birbirlerine yakın aile bireylerinin bir araya gelmesiyle sağlanan önemli buluşlar
olarak görülür. Bizde Bayraktar Kardeşler olarak geleceğin havacılık
teknolojisinde en önemli yere sahip olacak olan "İnsansız Hava Aracı"
teknolojilerinde ülkemizi en ileri seviyeye ulaştırmak ideali ve vizyonu ile
yola çıktık.
Ülkemiz havacılık
tarihinde çok önemli adımlar atılmıştır ama bir noktadan sonra bu açılımlar
kesintiye uğramıştır. 1990'lı yıllardan bu yana artık havacılıkta önemli
paradigma değişimlerinin yaşanmaktadır. Silikon teknolojisinde yaşanan gelişmeler,
artık uçakların pilotsuz bir şekilde tamamen bilgisayar kontrollü olacak
şekilde kumanda edilebilmesine imkan tanımaktadır. Algılayıcı (Sensör)
ünitelerin minyatürleşmesi, her 1.5 yılda bir Moore Kuralına göre bilgisayar
işlemci hızlarının ikiye katlaması artık pilotun yaptığı görevleri yavaş yavaş
bilgisayarlara terk edilmesi olanağını beraberinde getirmiştir. Pilotsuz
uçaklar veya insansız hava araçları teknolojinin sağladığı bu olanaklarla
2000'li yılların sonrasında yoğun olarak kullanılmaya başlanmıştır. Amerika
gibi havacılıkta en ileri olan ülkeler 20-30 yıl içerisinde artık geleceğin
hava filolarının tamamen insansız olacağını vizyon raporlarında ifade
etmektedirler.
İnsansız Hava
Araçlarının geleceğin teknolojisi olması, ağır sanayi yatırımı istememesi,
beyin sermayesi ve tasarım odaklı bir anlayışla önemli açılımlar yapılabileceği
düşüncesi ile Bayraktar Ailesi olarak bu alanda çalışmalarımıza başladık. İlk
olarak hedefimiz uçak gövdesi yapmak yerine özellikle en kritik bileşenler olan
elektronik ve yazılım sistemleri konusuna yoğunlaştık. Aile fertlerimiz ile
birlikte bir Ar-Ge ekibi kurduk ve 4 yıl boyunca tamamen Ar-Ge faaliyetleri
yürüttük. Bu konunun havacılığın geleceği açısından ve daha da önemlisi ülkemiz
açısından havacılık teknolojisini son noktada yakalama imkanı sunması gibi duygu
ve düşüncelerle bu alanda çalışmalarımıza başladık.
Baba
ve oğulları olarak Türkiye'de bir ilke imza attınız ve soyadınızı taşıyan bir
savunma aracını TSK'ya kazandırırken, bu ülke için çok önemli bir hizmeti
gerçekleştirmiş oldunuz neler hissediyorsunuz?
C:Haluk
Bayraktar: Tamamen kendi özkaynaklarımızla
gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge çalışmaları sonucunda ilk olarak Bayraktar Mini
İnsansız Hava Aracı (İHA) Sistemi'ni geliştirdik. 2007 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri
Envanterine girdi ve de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde envantere giren ilk milli
ve özgün hava aracı sistemi olma unvanına erişmiştir. Mini Sınıfı uçaklardan
150 adeti başarıyla teslim ettik, 200'ün üstünde kullanıcı personel eğitimi
verdik. Bu uçaklar yakın menzil gece ve gündüz keşif maksatlı kullanılan ve
tamamen otomatik uçuş özelliklerine sahip. Kendi sınıfında dünyadaki
rakiplerinden birçok üstün özelliği var, çünkü bizzat Ar-Ge ekibimiz TSK
personeli ile kullanım şartlarını görerek, yaşayarak sistemi geliştirdi.
Bayraktar Mini İHA 15.000 üzerinde uçuş sortisine sahip yoğun olarak
kullanılmaktadır.
Yine dünyada ilk kez
ordumuz tarafından kullanılan Malazgirt mini robotik helikopter sistemini
geliştirerek silahlı kuvvetlerimizin kullanımına sunduk. En son projemizde
taktik sınıfı, havada 14 saat kalabilen, 200 km menzilli bugün İsrail'den
tedarik edilen Heron'ların yerine kullanılabilecek Taktik İnsansız Hava Aracı
Sistemi. Hangardan çıktığı andan itibaren otomatik olarak pist başına gidip, kalkıyor
ve otomatik bir şekilde uçuşunu ve inişini gece gündüz gerçekleştirebiliyor.
Geliştirdiğimiz
sistemlerin operasyonel olarak kullanılıyor olması, Türk mühendisliği adına bizim
bir gurur kaynağı. Yapacak daha çok işimizin olduğunun farkındayız. Aynı
zamanda geliştirdiğimiz uçaklar, bu ülkenin bir insanının tırnağının acımasına
engel olabiliyorsa bu bizim için en büyük şereftir. Bu projelerin ülkemiz
açısından önemli bir kıvılcım etkisine sahip olduğunu düşünüyoruz, bizim gibi
aile firmaların kendi mütevazi imkanları ile gerçekleştirdiği bu projelerin
örnek olacağını, bunun gibi daha nice çok değerli açılımların olacağına
inanıyoruz.
Bu
ailenin değerli annesinin bu sürece katkısı neler oldu?
C:
Haluk Bayraktar: Annemiz İstanbul İktisat mezunu, yıllarca Sinai Kalkınma
Bankasında Bilgisayar Programcısı olarak çalışmış aynı zamanda bizimle
ilgilenmiş, dünya vizyonuna sahip entelektüel kişiliğini, kazanımlarını bize
aktarmaya çalışmıştır. Kendisi hala bize destek olmak için firmamızın finans
muhasebe biriminde, işlerin idaresinde görev almaktadır.
Aracın
yapımı ne kadar sürede ve nasıl bir çalışma disiplini içinde gerçekleştirildi?
Görev dağılımı neye göre ve nasıl yapıldı?
C:
Haluk Bayraktar: 2004 yılından bu yana Ar-Ge ekibimizle
çalışmalarımız devam etmekte. Beş ana mühendislik disiplininde Elektronik,
Bilgisayar, Uçak, Makina ve Robotik Mühendisliği alanında faaliyetlerimiz
mevcut. Ailemizden herkes kendi kabiliyeti ile ilgili alanlarda görev alıyor.
KOBİ ölçeğinde firma olmamız gereği belli durumlarda görevler birbirine
yakınlaşabiliyor. Yüksek düzeyde disiplinli çalışma ve de mesai saat kavramı
olmadan projelerin ve proje de yer alan iş yüklerinin zamanında tamamlanması
için tüm personel ne kadar çalışılması gerekiyorsa o kadar çalışıyor. Özellikle
proje teslimat öncesi dönemlerde gece sabahlara kadar çalışıldığı çok olmuştur.
Nasıl Işık Üniversiteli oldunuz? Sizin dışında tüm aile teknik üniversite
mezunu, bir Işıklı olarak proje içindeki
yerinizden bahseder misiniz? Nelerden sorumluydunuz ve bir Işıklı olmanın bu
görevde, size katkısı neler oldu?
C:
Ahmet Bayraktar: Ağabeyim Haluk Bayraktar'ın Işık
Lisesi'nden mezuniyeti, benim Işık
Üniversiteli olmam da son derece büyük etken oldu. Ailem, eğitim kalitesi ve
disiplini ile ilgili çok olumlu düşüncelere sahip olduğundan benim de Işıklı
olmamı tercih ettiler.
2005 yılında Işık İşletme bölümü mezunuyum, aslında
ailede mühendislik dışında eğitim formasyonuna sahip olmam iş idaresinde
projelerle ilgili kararların oluşturulması süreçlerinde önemli katkı sağladı.
Ben projenin sözleşme aşamasında, şirket finansman yönetimi, satın alım,
lojistik yönetim süreçlerinde görev almaktayım. Işıklı olmamın bana kattığı en
önemli fayda dünya vizyonu sahibi akademisyen hocalarımızdan ders almış
olmamdır. Hocalarım ve okul yöneticilerim ile olan iletişiminde bana karşı yaklaşımları,
samimiyetleri benim için motivasyon olmuştur. Ağabeyim Haluk Bayraktar'da Işık
Lisesi'ni dereceyle bitirmiş bir insan ve ikimizde Işıklı olmanın verdiği
disiplinin hayatımızda önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyoruz.
Mühendis bakış açısı
ile belirli girdiler ile elde edeceğiniz sonuçlar yaklaşık olarak şunlar
şunlardır diyerek hareket edilir, ama işletme eğitiminde işin mekanistik
boyutlarının ötesinde insan unsurunu da ele alarak yönetim bilimi eğitimi alınıyor.
Ayrıca yürütülen tüm faaliyetlerin hukuki sorumluluk açısından yönleri
bulunuyor. Birçok proje hayata geçirilebilir ama finansal açıdan veya işletme
açısında bunların fizibl olması gerekiyor. Dolayısıyla salt mühendislik bakış
açısı kendi başına bu tür projelerin başarıyla sonuçlanması için gerek şart ama
yeter şart olmuyor.
Yeni üniversite adaylarına bir Işıklı olarak neler
tavsiye edersiniz?
C:
Ahmet Bayraktar: Okul hayatı esnasında, gerçek hayat
pratiğine yönelik stajlar olsun, yarı zamanlı ofis işleri ile olsun bir şekilde
piyasa dinamikleri ile tanışmaları, ilgili sanayi veya sektör lerdeki
durumların farkında olmaları son derece önemli. Okulumuzdaki sosyal
aktivitelerle bu imkanlar öğrencilere sunulmaktadır. Klüp çalışmaları
içerisinde yer alarak ekip halinde çalışma kabiliyetinin gelişmesi, somut proje
yarışmalarına ekip olarak hazırlanma vb. faaliyetler çok önemli kazanımları
beraberinde getirmektedir.
S-Ahmet
Bayraktar: Bu proje sonrasındaki hedefleriniz nelerdir?
C: Ahmet Bayraktar: Yürüttüğümüz projeler
uzun soluklu olan projeler. Mini Sınıfı Uçak ve Helikopterler seri imalata
girmiş durumda, bu projelerin 20 yıllık Lojistik süreçleri mevcut. Ayrıca seri
imalat aşamasında gelmiş Taktik İnsansız Hava Aracı Sistemi'ne ilişkin yoğun
bir seri üretim aşaması, sonrasında eğitim ve lojistik aşamaları bizi bekliyor.
Yine bu alanda daha farklı projelerimizde mevcut elimizden geldiğince bu
projeleri de devreye almayı planlıyoruz.

