Kapat

"İstanbul'da Bahçe ve Çiçek" sergisi Galeri Işık Şile'de Açıldı

Geri

Işık Üniversitesi Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında ANG Vakfı Ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçeleri tarafından hazırlanan "İstanbul'da Bahçe ve Çiçek" sergisi 14.02.2017 Salı günü Galeri Işık Şile'de açıldı.

Ali Nihat Gökyiğit Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'nde düzenlenen "İstanbul'da Bahçe Ve Çiçek" sergisine gösterilen büyük ilgi gezici bir kopyasının hazırlanmasına yol açmıştır. Bugüne kadar yurtiçinde 44 farklı mekanda halkımızın beğenisine sunulan sergi Hollanda ile ilişkilerimizin başlamasının 400. yılı anısına Lahey'de sergilenmiştir.

Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Tekinay serginin açış konuşmasında, "Umuda ve yaşama sevincine en çok tutulmamız en çok gereken bu günlerde; güzelliğe, sanata, doğaya dair sevgimizi yaymak ve büyütmek bir üniversite olarak bizim tohum gibi yaymamız ve büyütmemiz gereken amaçlarımızdır. Bu sergi bunların başlangıcı olsun. Güzel Sanatlar Fakültemizin 10.yılını kutluyoruz. Bu kutlamalar çerçevesinde bu sergi gerçekten çok anlamlı. Üstelik bu yılki planlarımız arasında bilimsel çalışmalar yapmak için Şile'de botanik bahçemiz olsun istiyoruz ve bu çalışmalar içindeyiz. Sizlerle çalışmalarımızı devam ettirebileceğimizi düşünüyoruz ve buna çok hevesliyiz, heyecanlıyız. "dedi.

Işık Üniversitesi Güzel Işık Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Melih Boydak ise yaptığı konuşmasında, Üniversitemizde iki duayeni, Nurhan Atasoy ve Ali Nihat Gökyiğit'i ağırlamaktan dolayı çok mutluyuz. Bu sergiyi hazırlayan, buraya getiren Nuran Atasoy hocamız akademisyen ve yazar. Hocaların hocası Türkiye'yi yurtdışında çok iyi temsil etmiş ve etmektedir. Osmanlı ve İslam sanatı üzerine eserleri olan, sultan portreleri ve kaftanları, bitki sembolizmi, sultan bahçeleri, çiniler konularında yayınları olan çok üretken bir hocamız ve onun katıldığı bir sergide tekrar buluşmaktan çok mutluyum. Diğer duayenimiz, Türkiye'nin elçisi Ali Nihat Gökyiğit'in ise çok değişik yönleri var. Meslekte en yüksek noktalara çıkmış Tekfen'in kurucusu. Bir de doğa yönü var Tema Vakfı'nın kurucusu aynı zamanda Onursal Başkanı. Türkiye'de saf Kafkas arısı ırkını Gürcistan sınırında geliştirmeye çalışıyor orda bir takım laboratuvarlar kurmuştur. Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi ayrı bir yaklaşımı. İsmi birçok bitkiye verildi ve Türkiye florasının yazılmasına çok büyük katkı sağladı." dedi.

Türk Sanat Tarihi Profesörü, Akademisyen ve Yazar Nurhan Atasoy konuşmasında; "Ben bir çiçekseverim. Bu çiçekseverliğim beni bir araştırmaya yöneltmişti. Has Bahçe diye bir kitap yazdım. Bu bilimsel çalışma Türkler için bizim gurur duyacağımız şeyleri öğrenmeme yol açtı. Şimdi hayran olduğumuz batı kültüründen aldığımızı sandığımız birçok şeyin bizim kendi kültürümüzde olduğunu daha eski köklerinin bizde olduğunu öğrenmiş oldum. Bir İtalyan araştırmacı diyor ki; Avrupa, 17. yüzyılda çiçekli bahçeyi Türklerden öğrendi. Bunları batılı kaynaklardan araştırdım ve öğrendim. Sonra 16. yüzyıldan itibaren Türkiye'den çok miktarda çiçek tohumu, çiçek soğanı ve ağaç fidanı gidiyor. Avrupa'ya büyük bir ticaret başlıyor. Bundan sonradır ki Batılıların Türkiye'ye gelip anlattıkları İstanbul'un ve civarındaki çiçekli bahçelerin örnekleri Avrupa'da yapılmaya başlanıyor. Bu çiçekler, Türkiye'den giden çiçekler Avrupa'daki florayı değiştiriyor. Orayı zenginleştiriyor. Cultural Society kütüphanesinde yaptığım araştırmalarda elde ettiğim sonuçlar ile bir konferans hazırladım. Ve o konferansı büyük bir zevk ile Avrupa'nın çok çeşitli ülkelerinde Paris'te, Viyana'da anlatıyorum. Şimdi bu sergiler de insanlara bu bilgileri öğretmeye yardım edecek. Onun için böyle bir sergiyi davet ederek çok iyi bir iş yaptığınızı düşünüyorum ve sizi tebrik ediyorum. Çok teşekkür ederim."dedi.

ANG Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nihat Gökyiğit ise; "2010 yılında İstanbul'un Avrupa kültür başkenti ilan edilmesi üzerine bunun çok önemli bir boyutunun da İstanbul'daki çiçek ve bahçe kültürünün olduğunu iddia ederek o komisyona gittim, hemen kabul ettiler ve botanik bahçemizin bir parselini İstanbul Adası olarak geliştirdik. Bir Osmanlı konağının bahçesini ve oradaki çeşitli su hareketlerini ayrıca İstanbul'da mutlu olan ağaçları ve her türlü çiçekleri orada yaşatmaya çalışıyoruz. Tabi bu arada bu çalışmaları yaparken böyle bir hazinenin bir sergisini de yapmayı düşündük. Bu sergiye cesaretle giriştik. Şimdi bildiğiniz gibi bu çok değerli hazinenin üzerinde çalışan, benim çok değerli dostum Nuran Hanım bizim gönül danışmanımız olmayı kabul etti. Çok istifade ettik, yanlışları yapma noksanlarını düzelttik. Biliyorsunuz 17. yüzyılda bu kültürümüz doruğa ulaşmıştı. Avrupalılar hayret diyorlar 17. asırda bir akademi var, çiçek akademisi. Çiçekçi başı unvanı adeta kaptanıderya gibi bir unvan olmuştur. Çiçekçi başı diye bir unvan var, bir makam var ve Meclis-i Şukufe diye bir meclis var. Şimdi bu bilgilerin, bu serginin buralara ulaşan bu çok az bilinen ama çok güzel yerlere ulaşan bu sanatın tanınmasına bu merakın ödenmesine hizmet etmesini umut ediyorum ve katıldığınız için hepinize teşekkür ediyor saygılar sunuyorum." dedi.

ANG Vakfı Sergi Sorumlusu Kenan Kaya;

"Biz Ataşehir'de 56 hektar alanda halka açık hizmet veren bir botanik bahçesiyiz. Otoyolla kesişmelerden dolayı adalardan meydana gelen bahçemiz sabah dokuz buçuktan gün batımına yarım saat kalana kadar açık. Biz her ne kadar park gibi algılansak da botanik bahçesiyiz ve bilimsel çalışmalar yapıyoruz. Cumhuriyet tarihinde ilk defa "Türkçe Bitki Adları" kitabını hazırlıyoruz. İnşallah Cumhuriyetin 100. yılında bitireceğiz. Bu sergimize ev sahipliği yapan Işık Üniversitesi'ne çok teşekkür ediyorum." dedi.

Sergi Hakkında:

"İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti" etkinlikleri arasında yer alan bu sergiyi hazırlayabilmek için 17 müze, 10 kütüphane dâhil, çeşitli kaynaklardan ve başta çok değerli sanat tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy olmak üzere danışmanlarımız ve sanatseverlerden yararlanılmıştır.

İstanbul'da çiçek yetiştirme ve çeşitlerini elde etme sanatı, şiir ve müzik gibi tutkulu, ince bir sanat olmuştur. Örneğin lalede 1585, gülde 1018 çeşidin isimleri ve yetiştirenleri kayıtlara geçmiştir. Evliya Çelebi 17.yy'da İstanbul'da birkaç bin bahçe, bostan ve sur içerisinde seksen kadar çiçekçi dükkânı olduğunu belirterek, dönemin çiçek sevgisini dile getirmiştir. "Bahçıvan" ve yeni bir çiçek çeşidi geliştirenlere verilen "Sahib-i Tohum" unvanlarını almak hükümdarlar için bile iftihar vesilesi oluyordu.

1641 yılında "bahçe düzenleme ve ağaç geliştirme" adlı cemiyetin kurulması ve "çiçekçi başı" makamının oluşturulması, konuya verilen önemi ve kurumsallaşma çabasını göstermektedir.

Çiçek kadar ağaç da özellikle servi, çınar ve meyve ağaçları İstanbul bahçeleri ve yaşamında önemli yer almıştır. Meyve ve çiçekler ise Osmanlı mutfağını zenginleştirmede sebzeler ile yarış etmişlerdir. Çiçek yetiştirenler kadar, bunların motiflerini değişik sanat uygulamaları ile çok çeşitli yer ve malzemelerde, süsleme unsuru olarak nakşeden mahir sanatçılar yetişmiştir. Çiçek ve meyve motifleri, Türklerin hayatına giren bütün eşyaları ve yaşam alanlarını süslemiştir. Bu sergi ile birlikte, İstanbul'un çok az bilinen ama çok yücelmiş bahçe ve çiçek kültürünü 152 adet eser ile tanıtılmıştır.

Sergi, Işık Üniversitesi Galeri Işık Şile'de 24 Şubat 2017 tarihine kadar gezilebilir.