Kapat

Birinci 'Işıklı Konuşmalar' Etkinliği Gerçekleşti

Geri

Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Üniversitesi "Işıklı Konuşmalar" serisinin ilkinde "Üçüncü Kuşak Üniversitelere Doğru: Geçiş Dönemini Yönetmek" kitabının yazarı Prof. Dr. Hans Wissema'yı ağırladı.

Bu ay ilki düzenlenen "Işıklı Konuşmalar" etkinliğinin teması Üniversite Eğitiminde Yeni Trendler: Girişimcilik ve Yeni Öğrenme oldu. "Üçüncü Kuşak Üniversitelere Doğru" kitabının Yazarı Prof. Dr. Hans Wissema'nın konuk olarak katıldığı etkinliğe Işık Üniversitesi rektörü Prof. Dr. ŞirinTekinay ev sahipliği yaptı.

Işık Üniversitesi Maslak Kampüsü'nde gerçekleştirilen etkinlikte üniversitelerin inovasyon ve girişimcilik alanında değişimi masaya yatırıldı. Üniversitelerin iş dünyasının araştırma üssü haline gelişi üzerine sunum yapan Delft Teknoloji Üniversitesi'nden emekli öğretim üyesi Prof. Hans Wissema, yeni dönem üniversitelerin sosyal ve ekonomik hayatla ilişkisi üzerine konuştu.

Prof. Wissema 21. yüzyılda üniversitelerin köklü bir değişime uğradığına, bilim temelli, tek disiplinli kurumlar olmaktan çıkarak, global bilgi merkezi olma yolunda ilerlediklerine dikkat çekti. Wissema, "Üçüncü Kuşak Üniversiteler yarattıkları bilginin kullanımının ve ticari etkinlik haline getirilmesinin etkin bir biçimde peşinde olurlar ve bunu kendileri için, bilimsel araştırma ve eğitimle eşit önemde üçüncü bir hedef sayarlar" dedi.

Üçüncü Kuşak üniversitelerin eğitim sistemlerinin de farklı olduğuna değinen Prof. Wissema "En temel farklılık interaktif öğrenim. Eğitim metodolojisi değişiyor ve önümüzdeki yıllarda eğitimin nasıl olması gerektiği önemli bir politika konusu olacak. Robotlaşmaya bağlı olarak, artık diplomasız kişiler için iş alanları daralıyor. Japonlar, insan gibi davranabilen robotları piyasa sürdüğünde, vasıfsız kişiler için işsizlik gündeme gelecek. Yüksek işsizlik oranları, özellikle IT gibi alanlarda uzmanların az olmasıyla birleşti. Almanya, İskandinav ülkeleri, Hollanda gibi yerlerde de el emeğiyle çalışanlarda açık var. Tüm bunlar göz önüne alındığında eğitim bir ülkenin refah düzeyinde giderek daha önemli rol oynamaya başlayacak" dedi.

Üniversiteler Sadece Bilgi Aktaran Olmaktan Çıkıp Ticarileşiyor

Etkinliğin bir diğer önemli ismi dünya çapında yaptığı çalışmalarla tanınan, Işık Üniversitesi İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ali Beba oldu.

Prof. Ali Beba, "Dünya dördüncü ve beşinci nesil üniversitelere doğru gidiyor, üniversitelerin yapısı değişiyor. Üniversiteler sadece bilgi üreten değil bunu aktaran ve ticari değer yaratan bir hale dönüşüyor. Bu değişimin farkında olmalıyız. Bizim de bilgiyi paraya dönüştüren üniversitelere ihtiyacımız var" diyerek sunumuna başladı. "Gündelik yaşantımızı değiştiren teknolojik değişimler, bilgi üretim merkezi sayılabilecek üniversiteler ile ülkelerin kalkınmasını sağlayan sanayinin zorunlu birlikteliğini gündeme getirdi" diye konuşan Beba, "Bu zorunluluk sonucu çıkan üçüncü nesil üniversiteler, son 20 yılda üniversitelerin bilgi birikimini teknolojiyle birleştirerek sanayi dünyasına katkı sağlamayı amaçlıyor" dedi.

Prof. Beba "Ticari başarı yakalayacak farklı ürünleri ortaya koymanın anahtarı bilgi üretiminden geçiyor" derken Türkiye'de son yıllarda Ar-Ge yatırımları artsa da bunun yeterli olmadığını belirtti. "Bizde bilgiyi üretmek yerine bilgiyi kullanmak ön planda" diyen Prof. Ali Beba Son 20 yıldır Türkiye'de üniversite sanayi işbirliğinin oluşturulması gerektiği üzerinde konuşulduğunu ifade etti. Bunun bir türlü işleyemediğini kaydeden Beba,"Üniversiteler ekonominin birer parçası. Türkiye'de bu algı çok yavaş yerleşiyor. İnovasyon ve girişimcilik üniversitelerde öğretilir. Bu da hükümet ve sanayicilerin desteklemesiyle olur" diye konuştu.

Etkinliğin ev sahibi, Işık Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Şirin Tekinay, Işık Üniversitesi'nin Işıklı Konuşmalar dizisine bu etkinlikle başlamasının bilinçli bir seçim olduğunu vurguladı ve ekledi: "130 yıllık bir eğitim kurumunun bu yıl yeni bir evreye giren 20 yaşındaki üniversitesinden beklediğimiz geleceğe uzanan dokunuşlardan biri, sadece kendini yenilemek değil, yetiştirmek istediği "21. yüzyılın iyi insan"ını da tanımlamak amacına hizmet eden bir etkinlik oldu" dedi.

Tekinay sözlerini şöyle sürdürdü, "Ortaçağdan itibaren üniversiteler, yaklaşımlarına ve rollerine göre ayrıştırabildiğimiz kuşaklar boyu evrim geçirmekteler. Öyle ki, bir üniversitenin en son kuşak olup olmadığı yaşıyla ilgili değil, en yaşlı üniversiteler hızla evrilip en uzak geleceğe uzanabiliyor. Dinle bilimin ayrılıp laik üniversal sistemin bilimsel düşünceye, metoda, tekrarlanabilir öğretiye dayanmasıyla gözlerini geçmişten geleceğe çeviren üniversiteler, nitelikli insan, bilgi ve hizmet üreterek içinde bulundukları zaman ve mekandan geleceğe ve evrene erişmek zorundalar" dedi.

Yenileşim ve Girişimciliği Elele Götüren Üniversite Olmak Şart!

Tekinay, "Üniversiteleri bulundukları ve beslendikleri coğrafyada incelemek, son zamanlarda çok kullanılan "dünya üniversitesi" deyişinin anlamını tartışmak gerek" diyerek sözlerine devam etti ve ekledi, "Toplumla iç içe, bilgiyi hızla toplumun hizmetine sunan, yenileşim (inovasyon) ve girişimciliği el ele götüren bir üniversite olabilmek için hem her zamankinden çok insan kaynağına ve alt yapıya ihtiyaç var, hem de yönetsel açıdan değişik sektörlerle (yerel yönetim, devlet, endüstri, uluslararası kuruluşlar gibi) ve değişik forumlarda işbirliklerine, ortaklıklara, temsile ve koordinasyona ihtiyaç var. Yeni kuşak üniversiteleri farklı kılan özellik, belki de sadece üstüne yaşadığımız gezegenin büyük sorunlarından yerel ve bireysel üretimin çözüm sunabildiği tekil problemlere kadar değişen ölçekte etkin olabilen yaklaşım: yenilikçilik ve girişimcilik bu yaklaşımın önde gelen olmazsa olmazları, diğerleri etik değerler, saygı, iletişim yetisi..." dedi.