Kapat

Suriye Krizi ve Bölgesel Yansımaları Konferansı

Geri

Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, Suriye Krizi ve Bölgesel Yansımaları konulu konferansını 10 Aralık Perşembe günü Maslak Kampüsünde gerçekleştirdi.

2011 yılından beri devam eden Suriye Krizi'nin bölgesel ve uluslararası yansımalarını farklı boyutlarıyla ele alan konferansta bölgeyi akademisyen ve gazeteci gözüyle yakından takip eden konuşmacılardan Karam Nachar, Yrd. Dr. Sinan Birdal, Mete Çubukçu ve Şenay Öden yer aldı. Konferansta özellikle Türkiye dış politikasının açmazları, bölgedeki Büyük Güçler rekabeti, krizin güvenlik ve terör boyutu ile mülteci sorunu değerlendirildi.

Konferans Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Şirin Tekinay ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Rabia Karakaya Polat'ın açış konuşması ile başladı.

Rektör Tekinay; "Dünya insan hakları günü kutlu olsun. 1948 yılında bugün birleşmiş milletler genel meclisi uluslararası insan hakları bildirgesini ilan etti. Bugün bu etkinliği düzenliyor olmaktan özellikle gurur duyuyorum. Üçüncü kuşak bir üniversite olarak sorumluluğumuz, sadece sorunları alıp analiz etmek, bilgi üretmek değil, aynı zamanda doğrudan barışa katkıdan bulunmak ve katkıda bulunacak bireyleri yetiştirmektir. Bu bakımdan farkındalık üretmek bizim için çok önemli." diyerek katılımcılara teşekkür etti.

Doç. Dr. Rabia Karakaya Polat ise; "Suriye krizi ve bölgesel yansımaları, bölgesel değil küresel bir krize dönüşmüş durumdadır. Şuanda Amerika, İngiltere, Fransa, Rusya, İran, Türkiye, Suudi Arabistan gibi birçok ülke Suriye'nin geleceğinde rol oynamak için çaba sarf etmektedir. Bu krizin küreselliğine işaret eden diğer bir göstergesi ise Avrupa ve Amerika'da dahil bir çok yerde gerçekleşen terör olaylarıdır. Suriye krizinin Türkiye'ye etkilerine baktığımızda Türkiye siyasetinin yıllardır parçası olan kürt meselesi, siyasal İslam, mezhepçilik gibi sorunlarla iç içe geçtiğini görüyoruz. Bu da Türkiye'nin krizden kendini soyutlamasını neredeyse imkansız kılıyor.

Bu noktada Suriye ve Suriyelilerin geleceğine de odaklanmamız gerekiyor. Hacettepe Üniversitesi göç ve siyaset araştırmaları merkezinin yaptığı yeni araştırmalara göre Türkiye'de kayıtlı 2 milyon 200 bin civarında Suriyeli bulunuyor. Bunların 1 milyon 200 bini 18 yaşın altında ve bunların ancak yüzde 15'inin eğitime erişimi bulunuyor. Kötü koşullarda kayıt dışı çalışan 400 bin civarında işçi var ve önemli bir kısmı çocuk işçilerdir. Bugün 10 Aralık dünya insan hakları günüdür. Böyle bir günde Suriye'de ve Suriye dışında yaşayan Suriyelilerin haklarını ve geleceğini göz ardı etmek mümkün değildir." dedi.

Suriyeli akademisyen Karam Nachar, "Suriye'deki savaşın bütün dünyanın dengesini bozacağını kimse beklemiyordu ama bozuyor. Şu an küresel faşizmi görüyoruz" dedi. Nachar, Suriye'deki başarısız devrimden dolayı küresel faşizmin görüldüğünü belirterek, "Doğal akışına bırakılmadığı için IŞİD ortaya çıktı, IŞİD ise dünyadaki bütün saldırıları kendine çekiyor. IŞİD üzerinden bir küresel faşizm uygulanıyor" ifadesini kullandı.

"Suriye'deki savaşın bütün dünyanın dengesini bozacağını kimse beklemiyordu ama bozuyor. Şu an küresel faşizmi görüyoruz" diyen Nachar, şunları söyledi:

"Suriye gittikçe bölünüyor. Etnik ve mezhepsel bir bölünme söz konusu. Sürreal bir beklenti var. Sanki sihirli bir değnekle rejim ve muhalefet barışacak ve IŞİD'le savaşacak. Bu da bazı şeyleri gözardı ediyor. Son iki yılda sahada Suriye ordusunun yaptığı operasyonların yüzde 96'sı Özgür Suriye Ordusu'na karşı yapıldı, IŞİD'e karşı değil. Benzer rakamları aynı şekilde Rusya'yla ilgili de duyuyoruz. Yani 4 yıldır birbirlerini öldüren taraflar nasıl olacak da birden barış ortamına girecekler IŞİD'e karşı? Bu mümkün değil."

Gazeteci Mete Çubukçu da Rusya'nın Suriye'de hava saldırılarına başlamasıyla yeni bir aşamaya gelindiğini ifade ederek, "Geçen dört yılı bir kenara almak lazım. İki ay içinde, geçen 4 yılın kıymetiharbiyesi kalmadı. Rusya hep oradaydı ama son üç ayda çok ağır bir şekilde müdahale etmesi, ardından Türkiye'nin Rus uçağı düşürmesiyle Akdeniz'e neredeyse bütün herkes yığıldı. Dört yıldır ortada olmayan NATO ve Avrupa ülkeleri birden Akdeniz ve Suriye'ye konuşlandı. Türkiye bu 4 yıllık pozisyonundan daha geri bir noktaya çekildi, çekilmek zorunda kaldı" ifadesini kullandı.

Yeni dönemde Suriye'deki ve Irak'taki durumun birlikte değerlendirileceğini vurgulayan Çubukçu, Türkiye'nin Musul hamlesinin önemine işaret ederek, "Bu uzun vadeli bir süreç olacak. Rakka-Musul hattı çok önemli. Türkiye'nin Musul hamlesi basit bir eğitim kampı hamlesi olarak değerlendirilemez. Evet bir eğitim kampıdır ama bunun altında bir sürü mesaj vardır. Bu aslında yeni bir dönemin başlangıcı. İlk önce Rakka-Musul hattı halledilecek, ondan sonra halledilmesi gereken problemler çıkacak" dedi.

Hamiş Suriye Kültür Evi'nin kurucularından Şenay Özden ise hükümetin Suriyeli sığınmacılar için yasal bir düzenleme yapması gerektiğini söyledi.